Hüseyin Mundan

Hüseyin Mundan

Yazarın Tüm Yazıları >

Liyakat

A+A-

“Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu” olarak Türk Dil Kurumu sözlüğünde tarifi verilen liyakat ,  milletim teşkilatlanmış şekli olan devlette , en alt kademeden en üst mercilere kadar hizmette bulunacak  insan seçiminde, olmazsa olmaz bir unsurdur. Biz liyakatin kamuda iş görenler ciheti ile ele alıp öyle değerlendireceğiz. Konumuzun  “Ehliyet, sadakat, liyakat”  şeklinde  birbirini destekleyen üç kavramlarla birlikte ifade  edildiği de olmaktadır.“Ehliyet” tamam, fakat  “sadakat” nasıl ve kime olacak?  Durun! Kafalar hemen karışmasın , liyakati temel alınarak bu kavram /zihinlerdeki farklı izdüşümleri bir yana /icra ettiği iş ile alakası olan  sadakattir , deyip gelelim liyakata.

Liyakat, sevgili okurlarım;  Arapça ‘lyk’ kökünden, ‘layık olma’ anlamına geliyor. Biraz daha Türkçeleştirirsek ‘yakışmak’, ‘yaraşmak’ veya ‘uygun olmak’ diyebiliriz.  ‘Bir kişi, bir işe nasıl yakışır, hangi nedenlerle münasip veya layık olur?’, ‘Bir kişinin liyakatini, yani göreve ne derece layık olduğu nasıl değerlendirilecek? Değerlendirme işini biz mi yapacağız?  Değerlendirme işi elbette ki; yürütme işi ile meşgül olan merciye aittir. Seçim veya tercih yapılırken bazı kıstaslar göz önünde bulundurulmalıdır.

Evvela yapacağı işe dair  aldığı eğitim,   daha sonra tecrübe, veya  “deneyim” sahibi olmalıdır . Yeterli bilgi ve beceri ile birlikte mesleki olarak gelişmeye açıklık olmazsa ,olmazdır. Temsil ettiği/edeceği kurumu daha ileri taşıma kapasitesi bulunabilesi gerekir. Bunlarla birlikte dürüst , çalışkan , şahsi işleri için devletin mumunu söndürecek kadar kul hakkına riayet eden biri olmalıdır.Hükümlerinde , davranışlarında adalet ilkesinden asla ayrılmamalıdır. Her daim güçlünün, zenginin, nüfuzlunun değil; haklının yanında olmalıdır.

Konumuzla alakası bakımından Hazreti Mevlana  ehliyet ve liyakat hakkında “Toplumda barışın, adaletin, huzurun sağlanması ancak bu kavramlara önem verilmesi, ehliyet ve liyakat sahibi insanların iş başına getirilmesiyle mümkün olabilecektir. Ehliyet ve liyakate bakılmaksızın işlerin yürütülmeye çalışılması halinde ise toplumsal düzenin işleyişinde aksaklıklar ortaya çıkacaktır” şeklinde  işaret buyurarak(1) , bize yol gösterir.

İlave olarak ecdadımız  Osmanlı, , (17. yüzyıla kadar) idare teşkilatında, devlet fonksiyonlarının her birinin özel bir bilgi, uzmanlık, tecrübe ve yetenek gerektirdiğine olan inanç sebebiyle, devlet personelinin gerek seçim ve tayinlerine, gerekse yetiştirilmelerine ve terfilerine büyük önem verilmiştir. Görev sınırları birbirinden ayrılmışterfi için liyakat ön planda tutulmuştur. Hiç kimse sırf “filanın neslinden” olduğundan dolayı yüksek mevkie çıkmamıştır. Özellikle yönetenlerin seçiminde beden, zihin ve duygu yönünden belirli bireysel niteliklerin aranmasına ve belirli tebaaların davranış karakteristiklerini teşkil eden grup niteliklerinin göz önüne alınmasına dikkat edilmiş; seçilen şahısların , hem ‘destekleyici’ ve hem de ‘eleyici’ bir eğitim -öğretim mekanizmasından geçirilmesi, bunun için de hem ‘ödüllendirici’ ve hem de ‘cezalandırıcı’ bir eğitim yönteminin uygulanması sağlanmıştır.

Hal böyle iken liyakat ve ehliyet  ehlini tercih etmek ve bu haletleri  devlete sadakat süsleyen  insanları tercih etmek bir mecburiyettir. Aksi durumda yanlış tercih/seçim bir vebaldir hatırlatırız.

 

-----------------------------------------
(1) YAZICI, Gülgün. “Mevlana’nın Mesnevi’sinde Ehliyet ve Liyakat Kavramları”(Akademik bir çalışmadan alıntıdır.)

Bu yazı toplam 1413 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum