Ölüme gülerek ve koşarak giden koskoca bir neslin içinde bir milyon genç. Ölen sadece onlar değildi. Acıyla yoğrulmuş ruhları, hayalleri, sevgileri, yaşanmamış yılları da yitip gitti. Bir milyon yaşanamamış hayat, bir milyon direniş. Bir milyon savaş. Sonucu kurulmak üzre olan bir cumhuriyet, bir devlet, bir ülke. “Bayrağı bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak uğrunda ölen varsa vatandır.” demiş Mithat Kuntay. Ben de bu ülkeyi geliştiremediğim her günü boşa gitmiş sayarım. Neden mi? Çünkü onlar da gençti, onlar da bizim gibiydi. Canları tatlıydı, okumak, gezmek veya evde oturmak istiyordu. Eşinin, çocuğunun yanında o duyguyu tekrar tekrar tatmak istiyor; o yuvayı, sıcaklığı ayakta tutuyordu. Onlar da birinin en sevdiğiydi. Onlar da bir ana kuzusuydu.
Gençlik, insana kaderin bir hediyesidir. Zira çok kıymetli. İnsanın her şeyi yapabildiği, her şeye yetişebildiği çağlarıdır gençlik. Bu hediyeyi vatan ve millet uğruna feda eden milyonlar. Onların bu fedakarlığına ve nice nesillere şöyle seslenmiş Ata’m: “Gençler! Benim gelecekteki emellerimi gerçekleştirmeyi üstlenen gençler! Bir gün bu memleketi sizin gibi beni anlamış bir gençliğe bırakacağımdan dolayı çok memnun ve mesudum.” Lakin bir sorum var: Ata’mın emaneti emin ellerde mi? Ey gençler! “Ya İstiklal Ya Ölüm!” diyerek yola çıktıkları, Samsun’a ayak bastıkları, düşman yönetimi kısmen ele geçirmiş, Atamı dört elden sıkıştırmaya çalıştıkları gün, Atamın düşündüğü yine gençlik, yine gençlikti.
Bir lider düşünün ki Kurtuluş Savaşı’nın başladığı günü bayram ilan etmiş, tüm bedeniyle ve ruhuyla kendini vatana adamış, gençlere emanet etmiş vatanı, öyle güvenmiş genç evlatlara…19 Mayıs bizim günümüz.19 Mayıs ilan edilen savaşın bayramı. Kurtuluş Bayramı. Belki de Atamın mesajı “Kurtuluş Gençlerde” dir. O halde sıra bizde, sıra bende, sıra o çocukta, sıra şehidimizin canını, kanını göklere kazımakta. Hakkıyla bu vatanı şahlandırmakta sıra! Öyle ki bizim bağımlılıklarla, kavgalarla, tartışmalarla ve gereksiz birçok mevzuyla kaybedecek bir dakikamız bile yoktur. Varsın bir Alman genci gününü gün etsin, varsın bir İngiliz, Amerikan, Rus gencinin bir eli yağda diğeri balda olsun. Bizi ilgilendiren bu vatan. Bunun bir bahanesi, bir engeli yoktur. Ayağımızı bastığımız toprakta dört gözle beklerler bir zafer nidasını. Dört gözle beklerler düşmanı alt etmemizi. Ve şimdi bedeni toprakta, ruhu buralarda bekler bazıları kazanmayı, şu ülkeyi en güzel, güçlü, zengin konuma çıkarmamızı. Bekler bazıları torunlarının torunlarını başarılı görmeyi, gelişmiş görmeyi.
Ben gidiyorum, başarmamız gereken binlerce görev, kazanmamız gereken milyonlarca kalp bizi bekler…