Halis KARADUMAN
Kalp Hastalıkları
Bir insanda nasıl ki vücut, beden hastalıkları olduğu gibi kalp hastalıkları da vardır. Bunlar vaktinde tedavi edilmezse insanı manen ve dinen öldürür. Kuranı Kerimde Rabbimiz, ‘O günde ne mal, ne evlat fayda vermez. Ancak insanı kalb-i selim kurtarır’ buyurmakta bu hayatın en önemli noktasına dikkat çekmektedir.
Allah-u Teâlâ bazı kalplerin taşlardan daha katı olduklarından bahseder. Çünkü öyle taşlar vardır ki içinde ırmaklar kaynar, öyle taşlar da vardır çatlayıp içerisinden sular fışkırır buyurmaktadır. Anlaşılan o ki taşlar bile içerisinden ırmaklar barındırırken, insanoğlunun kalbi kupkuru, acımasız, merhametsizdir. Eskiden ‘Yüreğin taş mı kesildi’ diyerek acımasız, insanlık ve ünsiyetten habersiz insanlar ayıplanırdı. Ya şimdi ne haldeyiz. Rabbimiz, Zümer 22 de: ‘Allâh’ı zikretmek hususunda kalpleri katılaşmış kimselere yazıklar olsun. İşte onlar apaçık bir sapıklık içindedirler.’ buyurarak bizleri uyarmaktadır.
Mevla’mız, kalplerimizde hastalık olduğunu bilmekte ve o küçük et parçasının düzelmediği, hayrı ve hakkı düşünmediği takdirde insanın kurtulamayacağını ikaz etmektedir. O halde insanoğluna düşen bütün bedeni hastalıkları iyileştirmek için nasıl çarelere koşuyorsa, ruhi, kalbi sıkıntıları içinde erbabını araması, ehlinden reçeteler bulması lazım gelmez mi. Aksi halde dünya imtihanını kazanması nasıl mümkün olabilir.
İnsanın Allah’ın ipine sımsıkı sarılmadığı takdirde kurtulması mümkün değildir. Nasıl ki İbrahim Peygamberimiz, Cebrail’e ‘Sana ihtiyacım yok, Bana Allah’ım yeter, O en güzel vekildir’ dediği gibi bizler de tam bir teslimiyetle yönümüzü Ona çevirmezsek, mağaradaki Hz. Ebubekir efendimizin teslimiyetini gösteremezsek kurtuluşumuz zor olacaktır. Rabbim cümlemizin yardımcısı olsun.
Kalbi hastalıklarımızdan en kötüsü de bizlere verilen emanetleri, malı kendimizin olduğunu zannetmemiz, fakirin, yoksulun hakkını gözetmememizdir. Verdikçe çoğalacağının farkında olmayıp, biriktirip varislerin talan etmesine razı olup, hesabını kendimizin vereceğini unutmamızdır. Çok sıkıntılı bir durum değil mi…
Rabbim herkese sağlık ve afiyetler versin. Ancak, Nemrut ve firavunlar gibi hiç hastalık görmeden yaşayanlar olmuş ve Allah’ı hatırlamamışlar. Sağlıklı zamanların hakkını vermediğimiz, ibadetlerimizi yapmadığımız takdirde, hastalık anında kulluk görevlerimizi yapamayız. Hastalıklar insanın ne kadar zayıf ve aciz olduğunu, Rabbinin merhametine ne kadar muhtaç olduğunu anladığı günlerdir. Mevla’mız bizlere isyan ettirecek, Kendisini unutturacak sıkıntılar vermesin.
Rabbimizin "Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, o gerçekten büyük bir kurtuluşa ermiştir." buyruğuna uygun, Kendisine itaat ederek, razı olacağı işler yapmayı bizlere nasip eylesin, inşallah.
Selam ve dua ile….
YAZIYA YORUM KAT