• BIST 95.651
  • Altın 191,755
  • Dolar 4,6929
  • Euro 5,4578
  • Karaman 27 °C

Peki, Nedir Bu Osmanlıca?

Halis KARADUMAN

Osmanlıca atamın dili, ceddimin dili, Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip, Ali Şir Nevai’nin dilidir.

Onlar yüzyıllar boyunca bu dili kullandılar. Bu Türkçe ile medeniyetlerini dillendirdiler. Nasıl ki  biz Latin harfleriyle Türkçe yazıyorsak. Bu dilin harfleri de Arap alfabesinden meydana geliyordu.

Kasım 1928 yılında yüzyıllarca kullanılan bu dil bıçak gibi kesildi. Geçmişe bağlayan köprüye dinamit konuldu. Devamında, Hagop Martanyan Dilaçar’ın başına geçtiği kurum bir medeniyet köprüsünü yok etti. Yüzde 70-80 olan okuma yazma oranı bir gecede sıfırlandı. Türkçeyi öğretecek eğitmenler ne yapacaklarını bilmediklerinden, onlara kolaylık sağlamak adına kılavuz kitaplar hazırlandı. O gün bu gün okuryazar olmaya çalışıyoruz.

19. Milli Eğitim Şûrasında nihayet bir yanlışlıktan dönüldü. Ulu tarihe kapı aralandı. Milli cahilliğe son vermek adına bir adım atıldı.

Bir zihniyet bu çabalara karşı çıkıyor. Bunlar neden korkuyorlar anlamıyorum. Bu memleketin okullarında; Almanca, Fransızca, İtalyanca çocuklarımıza öğretilirken karşı çıkmak kimsenin aklına gelmedi. Çocuklarımızın, atalarının sınırsız bir tarihini okuyacakları, dersler çıkarıp geleceğe emin adımlarla yürüyecekleri bir dili öğrenmelerine neden karşı çıkarlar, anlam veremiyorum. Gerçekten bu zihniyet kime ve neye hizmet ediyor.

Atatürk “Türk evladı atasını tanıdıkça daha büyük işler yapabilmek için kendinde kuvvet bulacaktır” demektedir. Bunlar Atatürk’ü dahi anlayamayan zümrelerdir. Herhalde herkes kendileri gibi düşünsün, herkes bize hizmet etsin, bize biat etsin, biz ne dersek o olur demektedirler. Ama artık iş öyle değil.

İnsan bildiği kadar kuvvetlidir. Toplum geçmişiyle ayakta durur. Bir ağacı yaşatmak istiyorsan, onun görünen değil, görünmeyen köküne damarlarına bakım yapacaksın. Milletleri de ayakta tutan köküdür. Milletin kökü geçmişidir. Bizim geçmişimiz Osmanlıca ile yazılmıştır. Ondan uzaklaştık esen rüzgâra esir olduk. Pusulamızı kaybettik, rüzgâr yönümüzü tayin eder hale geldi.

Şimdi millet uyandı. Sur’dan bir gedik açıldı. Mankurtluktan kurtuldu.  Kendine geldi. Ayağa kalkmak, şanlı tarihine dönmek geleceğe yön vermek istiyor. Bu millet kendine gelecek, mazlum ve masum milletlerin sahibi esirgeyeni olacaktır.

Böylece bir tarih canlanacak, yüz binlerce belge aydınlığa çıkarılacak, millet kendi tarihini kendisi yazacak. Gerçekler ortaya çıkacak. Acaba diyorum; bir kesim gerçek tarihin ortaya çıkmasında rahatsız mı olacak, bu sıkıntı mı onları bu kadar agresif yapıyor.

Ben ülkemin Bağımsızlık Marşının bu milletin evlatlarınca anlaşılmamasına çok yanarım. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini anlamayacak duruma getirilen bu gençlik geleceğe nasıl ışık tutar, yön verir, rehber olabilir.

Bir kısım Osmanlıcanın zor olduğunu ileri sürerler. Ancak Çince ve Japonca’nın dünyanın en zor öğrenilen dili olduğu bilinir. Ama o devletler bu dillerini değiştirmeyi hiçbir zaman akıllarına getirmediler, ne diyelim takdir ediyorum. Milli benliğini yitirmeyen milletler güvenilir insan topluluklarıdır.

Biz asil ve necip bir milletin torunlarıyız. Atalarımız yüzümüzü kızartacak, başımızı yere eğecek bir miras bırakmadılar. Bizim şan ve şerefle dolu bir geçmişimiz var. Bu geçmişimizi atalarımız çok muazzam şekilde yazmış, belgelendirmişler. Kütüphaneler okunmayı bekleyen milyonlarca belgenin gün yüzüne çıkmasını bekliyor.

Ben geçmişimizi geleceğe bağlayacak yıkılan bu köprünün yeniden atılmasını önemsiyorum. Bu sayede millet dininin kitabını okuyabilecek, anlayabilecek. Dünyanın her yerinde bulunan Müslüman kardeşleriyle rahatça anlaşıp kaynaşacak. Tarihimiz, kültürümüz, edebiyatımız gün yüzüne çıkacak, millet geçmişi ile kucaklaşacak, bilgi ile donanacak ve kimsesizlerin kimsesi olacaktır.  

Her doğan günün yeni ufuklar açması temennisiyle,……

Bu yazı toplam 591 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Vefat Edenler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Karaman Habercisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0338 213 99 92 | 0543 213 99 92