• BIST 99.475
  • Altın 238,178
  • Dolar 6,1538
  • Euro 7,2521
  • Karaman 25 °C

Piyasalarda Tüketici mi Yoksa Üretici mi Belirleyiciliği Hâkim?

Yrd. Doç. Dr. Bülent DARICI

Üreticilerin ve/veya tüketicilerin istediklerini belirlemek, ürünlerin kaderini bilmek anlamında önem arz eden bir meseledir. Konuya bu şekilde giriş yapmak akıllarda bir takım soruların oluşmasını beraberinde getirmiş olabilir. O zaman konuya biraz daha kapı aralamakta yarar var. Konun önemi şuradan geliyor ki, fırtına sonrası zarar ziyan tespiti esnasında pek çok alanda yapısal sorunların da patlak verdiğine şahitlik ediyoruz. Kaç zamandır yazmak niyetinde olduğum Turizm meselesi de, sırası gelmişken konunun farklı bir çerçeveden ele alınması anlamıyla denk geldiği için memnunum.

Şimdi isterseniz kafa karışıklığını gidermeye çalışalım. Malum olduğu üzere Türkiye’de Turizm sektörü başta siyasi olmak üzere, stratejik, askeri ve terör gibi (çokta turizm sektörü ile bağdaştırılmaması gereken konular) beklenmeyen nedenlerden dolayı hatırı sayılır derecede hasara maruz kaldı. Turizm denince üçü bir arada deniz, kum, güneş akla gelip, Antalya şehri hafızımızda canlanınca, Rusya ve Almanya kısır döngüsü hemencecik dilimizden dökülmeye başlıyor. Sonuç! Turizm sektörü için yapısal sorunların gün yüzüne çıkması.

Bu arada Rusya ile uçak krizi ve terör saldırı nedeniyle daha sezon başlamadan hem turizm ilgililerince hem de hükümet kanadından önemli sayılabilecek farkındalık adımları atıldı atılmasına ancak bu adımlar maalesef rakamlara yansımaktan uzak kaldı. Turizm sektörü, girdi-çıktı analizlerinde görülen bağlantılı sektörlerde dâhil edildiğinde milli gelir üzerinde oldukça önemli bir yer bulmasına karşın; tüketici bölümlenmesi, turizm çeşitlendirilmesi ve farklı ülke genişlemelerine imkân sınırlılığı tanıması ile başarısızlığa adeta kapı aralamış görünümünden kurtulamadı.

Defaatle sektör temsilcileri bir araya gelmesine karşın, somut adımların atılması için yeterli bir ortam yaratılamamıştır. Artık yeni bir başarı hikâyesi yazmanın zamanı gelmiştir. Dünya gazetesi (5 ağustos tarihli Antalya’da Turizm adlı ekinde) bu konu ile ilgili bir söylev de geliştirilmiştir. “Destinasyon Yönetimi”, içeriğinde ise “bu isimle bir çatının oluşturulacağı, bu yapının bürokrasiye takılmadan, ileriye dönük karar alacak şekilde organize edilmesi önerisi yapılarak, bu sayede sektörün proaktif bir yapıya kavuşacağını ve destinasyonun özelliklerine göre alternatif turizm faaliyetlerinin gelişebileceğini ve ayrıca Pazar çeşitlenmesine gidilebilmesinin” mümkün olabileceği söylevini geliştirmektedir.

Bunun haricinde yazıda, klasik anlamda hizmet veren turizm tesislerinin pazarda zorlanabileceğini, hedef pazarların yapısına göre uygun destinasyonların geliştirilebileceğini, bu olumsuz gelişmelerin doğru tanıtım ile giderilebileceğini, bunun yanında yeni neslin ihtiyaçlarının doğru belirlenmesi ve buna uygun yeni tercihlerin turizm destinasyonlarına ilave edilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Yazının başlığına gelecek olursak, 1. Sanayi Devriminde kitle üretimi önemliydi ve tüketici tercihleri ön planda değildi. 2. Sanayi devriminde tüketici yeni model ihtiyacını öne sürerek farklılık talep etmeye başladı ve seri bant üretimi farklı modellerle çeşitlendirilmeye devam etti. 3. ve 4. Sanayi Devrimi ile de tüketici tam bağımsızlığını ilan etti ve bireysellikten yana oldu, yani üretimden öte hangi malın beğenisi dâhilinde üretilmesi gerektiğine yön verdi.
Mevcut dönem gelişmelerine duyarsız kalmak, tüketicinin hâkimiyetini ilan ettiği bir süreci, üretici veya hizmet sunan kesim tarafından neredeyse tek tip sunum ile aşma farkındasızlığı, diğer sektörlerde olduğu gibi turizm sektörü için de başarısızlık anlamına gelebilir. Önümüzde duran sorunun farklı boyutları ile ele alınması belki de bu anlamda göz önünde tutulması gereken önemli bir noktadır.

Bu bilgi akılda tutulacak olursa; eğitim, tanıtım ve bürokrasi kolaylığı çözümleri saklı kalmak koşuluyla, turizm için “tüketici gözlüğü” penceresinden “destinasyon yönetimi” anlayışı ile Türkiye turizmini bir üst lige taşıma becerisi kazanılmış olacaktır.

Çözüme elbirliği yapmak, anlayışları/kavrayışları geliştirmekten geçmektedir.

Bu yazı toplam 1070 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Vefat Edenler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Karaman Habercisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0338 213 99 92 | 0543 213 99 92