Halis KARADUMAN
Allah Korkusu
Hikmetin başı Allah korkusudur. Gerçekten, hakkıyla Allahtan korkmamamızı Rabbimiz emretmektedir. Ali İmran suresi 102. Ayetinde ”Ey iman edenler, Allah’a karşı gelmekte nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve siz ancak Müslümanlardan olarak ölün” emri ile yaşantımızın, varlığımızın gayesini belirtmektedir. Yine ‘Sizi sadece boş yere yarattığımız ve sizin gerçekten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız’ buyurarak da ikaz ediyor.
Peygamber Efendimiz de “Nerede olursan ol Allah’tan kork” emriyle bu gerçeği bize hatırlatıyor. Çünkü Rabbimiz bizleri her an gözetlemektedir ve bir gün hesap soracaktır. Ellerin konuşup, ayakların, kulakların, gözlerin şahitlik edeceği o günde Rabbim yardımcımız olsun. Dünyada olup bitenlere, adaletsizliklere bakıp, belki de bazı olumsuz zanlara kapılıyoruz. Unutma, Allah Teâlâ, Peygamber Efendimize hitaben, Allah’ın zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma, onların hesaplarını korkularından gözlerinin dışarıya fırlayacağı ceza gününe erteliyoruz buyuruyor. İnsanoğlu şu üç günlük dünyada edeple, bir gün mutlaka zerrenin dahi hesabının verileceği bilinciyle yaşarsa kurtulacaktır.
Allah korkusunu kalbe yerleştirilmeli ve bunun uygulaması da hayatın her aşamasında sergilenmelidir. Allahtan korkmayan kişiden korkulur, bunlar kuldan utanmaz ve kanun tanımaz, hatta bunlardan vatan bilinci olmaz, her zaman dinine, vatanına, milletine zarar vermekte kaçınmazlar, çünkü bunların kutsalları olmaz, ülke için potansiyel tehlikedirler.
Bu sebeple devlet evlatlarını vatan, millet, kutsal değerler kapsamında yetiştirmezse gelecek hüsrandır. Bu sebeple, insanların manevi gelişimini, ahlaki değerlerini destekleyen müfredata ve yazılı-görsel medya programlarına gereken hassasiyeti göstermelidir. Rus bilim adamı yaptığı incelemeler sonucunda, ‘Türk dizileri Türk milleti ile birlikte artık dünyayı zehirliyor’ tespitiyle konuya hakkı bir dikkat çekmektedir.
Allah korkusu aileden başlar. Analar babalar evlatlarına; sevdirerek Allah’ın ne kadar güzel bir varlık olduğu, insanlara neler neler vererek şu âlemde rahat bir hayat yaşamaları için imkânlar sağladığı, şu kadar kıymetli nimetleri ücretsiz verdiğini anlayacakları şekilde izah etmeleri gerekir. Her şeyi kendileri anlatamaya bilirler. Nasıl ki hastalanınca doktora götürüyorlar, maddi yönlerinin zarar görmemesi için seferber oluyorlar, manevi yönlerini takviye edecek kişi ve kurumları da aynı şekilde arayıp bulmalıdırlar. Bu hususu ihmal ederlerse yaşlanınca yanlarında yardım eder bir evlat bulamazlar.
Türk Milleti dünyada yaşayan en merhametli insanların başında gelir. Tarih boyunca dünyanın neresinde bir mazlum, ezilen, eziyet gören halk varsa, devletimiz dinine ırkına bakmadan onların yanında yer almıştır. Bu husus milletimizin ne kadar vicdanlı, Allah sevgisini ve korkusunu bünyesinde yaşayan, nasıl necip, güzel ahlaklı bir ruha sahip olduğunu göstermektedir, elhamdülillah.
Rabbimiz Enfal 29 da; ‘“Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkarsanız, O Size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir anlayış verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.” Buyurarak insanlık âlemine hayat düsturunu tarif etmektedir.
İbrahim Edhem Hazretleri’ne biri gelerek der ki: “Ben Allah’tan korkmak değil, O’nu sevmek istiyorum!”
O da şu cevâbı verir: “Behey kardeşim, sevgiden büyük korku mu olur?”
İşin özü bu aslında. Korku sevgiyi, sevgi korkuyu getirir…
Efendimiz de: “Hikmetin başı, Allah korkusudur” buyurarak ümmetini uyarmıştır.
Mevla’mız, bizleri korku ile ümit doğrultusunda yaşayıp, huzurla hesap vermeyi nasip eylesin, inşallah…
YAZIYA YORUM KAT