• BIST 99.475
  • Altın 238,178
  • Dolar 6,1538
  • Euro 7,2521
  • Karaman 25 °C

Küreselleşme mi, bölgeselleşme mi yoksa yerelleşme mi?

Yrd. Doç. Dr. Bülent DARICI

Merak ettiğim için şimdilerde ve belki de gelecekte dünyanın atası konumuna yükseltilmeye çalışılan Mr.Google arama sekmesine, bu haftaki yazı konumu oluşturan başlıklarını yazarak ne kadar sorgulanmış olduğunu sordum. Türkçe olarak yaptığım arama sonuçları beklediğim yönde oluştu; küreselleşme: 922000, yerelleşme: 54800 ve bölgeselleşme: 15100 kez çıktı. Belki de yanlış yaptığımı düşünerek bir de aramayı İngilizce dilinde yaptım. Sonuçlar, localization (yerelleşme): 66500000, globalization (küreselleşme): 43000000 ve regionalization (bölgeselleşme): 1290000 kez çıktı.

Şunu söylemeliyim ki yabancı dilde bu sözcükleri arama yaptığımda beklenmeyen bir tablo karşıma çıktı. Küreselleşmenin daha çok kullanıldığını beklediğim yabancı dilde aramada birinci en çok araştırılan ve üzerinde yazılan ve/veya çizilen konunun yerelleşme olması benim için şaşırtıcı oldu ve bunun nedenlerini düşünmeye başladım.

Bunun nedenleri gelin birlikte yorumlamaya çalışalım. İlk olarak bu arama 2000 li yıllarda yapılsaydı acaba yine aynı mı yoksa farklı bir sıralama mı yaşardık? (Bu arada geçmiş tarihli bir arama yapabiliyor muyum bilmiyorum? Mesela 2000 yılı için şimdi bir arama yapabilir miyim?) Bunu şunun için söylüyorum, küreselleşmenin daha çok önemsendiği yıllar bir takım küreselleşme tartışıcılarına göre 1980-2000 yılları üzerinde konsensüs oluşturmuşlardır. Konuya bu açıdan yaklaştığımızda (istatistiklere bakarak), son geçen 16 yıl içinde yaşanan ekonomik ve sosyal krizler ülkelerin ve belki de daha çok gelişmekte olan ülkelerin, yürütülen küresel politikalardan pek hoşnut olmadığını göstermektedir. Söz konusu varsayım altında bölgeselleşme düşüncesi dahi olgunlaşmadan, keskin bir yerelleşme söyleminin gündemde tutulması, şimdiki siyasi dönüşümler için de bir dayanak noktasını oluşturabilir. 

İkinci olarak daha çok ekonomik gelişmelerin; dış ticaretin, işsizliğin, finansal küreselleşmenin hatta gelir dağılımı düzensizliği ve yoksulluğun bile küresel politikalar tarafından, her ne kadar küresel ticaret artmış olsa bile bunun gelir eşitsizliği yaratması, çözüme kavuşturulamaması, küreselleşmenin zayıflamasını beraberinde getirmiş olabilir. 
Üçüncü olarak, son yıllarda daha bir önemsenen servet yapılarının değişiminin, üretim faktörleri arasındaki fonksiyonel bölüşümü üzerinde yaptığı tahribat ve teknoloji ve dijital kullanımı ile üretimi arasındaki makasın pek çok kitle için işsizlik yaratması gerçeği, yine küreselleşmenin sonunu getirmişe benziyor. 

Elbette ki bu maddeleri çoğaltmak mümkündür. Ancak yazı başlığımız küreselleşme olduğu kadar şimdilerde daha çok konuşulan ve tartışılan bir diğer konu yerelleşmedir. Bu açıdan bir iki cümle de bu konu hakkında birlikte yorum yapmamız gerekecektir. Yerelleşme her zaman için küreselleşmeye karşı bir savunma veya atak konusu haline dönüşmüştür. Küreselleşmeyi savunanların güvendiği ve yüzyıllardır uygulanan ekonomik sistem kurguları karşısında yerel aktörlerin başarı şansını oldukça düşürmektedir. Sermaye birikiminin yetersiz, üretimin az ve bağımlılığın çokça olduğu bir yerelleşme hareketinin devasa büyüklükte bir harekete dönüşmüş olan küreselleşmeyi tahtından indirmesinin zor göründüğü gerçeğini aklımızda tutarak ve bunun karşısında küresel akımın yönünün tekrardan yerelleşme akımına çevirdiği ve yeni başka bakir alanlar ortaya çıkardığı imkanlar ölçüsünde, yeni çarpışmanın bu iki cenahta olacağını söylememiz yanlış olmayacaktır.

Bu arada bir de üçüncü kavramımız bölgeselleşme hareketidir. Bu serüvenin en önemli temsilcisi hiç kuşku yok ki Avrupa Birliğidir. Bu bölgeselleşme hareketinin günümüzde çokça tartışılır olması çok şaşırtıcı değildir. Bunun sebebi aynı anda tek bir potada çokça sorunu ortak bir paydada çözüme kavuşturması beklenmekte ancak bu şekilde davranmak AB’ye güç kaybettirmektedir. Buradan yola çıkarak bazı güçlü siyasilerin (özellikle de yeni ABD Başkanı TRUP) bölgesel ekonomik ittifakları tekrardan gözden geçirme politikaları bile dünya ölçeğinde bir bulanıklığı gözler önüne sermiş ve bölgeselleşme hareketlerini tekrardan sorgulamaya açmıştır. 

Bilirsiniz iktisatçılar varsayımlarla hayatlarını sürdürür. Bizim burada kullandığımız varsayım da Mr. Google aramalarında karşımıza çıkan küçük veya bazılarınca çok da önemli görünmeyen bir sonucun aklımızdaki yansımalarıdır. Bu aramalarda çıkan sonuçların kaç tanesi direkt bu konu ile ilgilidir, yine kaç tanesi aynı görüşte kaç tanesi karşıt görüştedir bu konular muallâktadır. Ancak; küreselleşmenin yeni adı ne olacaktır, yerelleşme çalışmaları ne kadar başarıya ulaşacaktır, bölgeselleşme hareketlerinin sonucu nasıl sonuçlanacaktır?
Konulara bu şekilde yaklaşıldığında ülkemizin geleceği için daha iyi bir yol haritası çıkartılabilecektir.

 

Bu yazı toplam 1478 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Vefat Edenler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Karaman Habercisi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0338 213 99 92 | 0543 213 99 92