CHP Milletvekillerinin Karaman Ziyareti ve Değerlendirmeleri

CHP Milletvekillerinin Karaman Ziyareti ve Değerlendirmeleri

Bilindiği gibi Hatay Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Mevlüt Dudu, Parti Meclisi Üyesi Kadir Gökmen Öğüt, İzmir Milletvekili Musa Çam ve Adana Milletvekili Aydın Uslupehlivan’ın bulunduğu 4 kişilik heyet, anayasa halkoylaması çalışmaları kapsamında Kar

Milletvekillerimizle birlikte il merkezimizde, ilçelerimizde, belde ve köylerimizde ziyaretler gerçekleştirdik. Bu ziyaretlerimizde hemşerilerimize anayasa değişikliklerinin getireceği sakıncaları anlattık. Partimizin anayasa değişikliği hakkındaki görüşlerini anlatan Milletvekillerimizin, hemşerilerimizce takdirle karşılanması bizi memnun etti.

Bu halkoylamasının tekrarı yok…

Bu halkoylaması bir seçim değil. Dolayısıyla halkımızın, seçimlerde olduğu gibi oy verdiğim adayı veya partiyi bir dahaki seçimde değiştiririm deme şansı yok. Bu halkoylamasında milletin egemenliğinin 5 yıl süre ile bir tek adama devri sözkonusu. Egemenlik bir defa tek adama devredilirse, devredildiği 5 yıl zarfında o tek adamın ülkeyi hangi noktalara sürükleyeceği belli değil. Tam bir belirsizlik hakim. Oysa hayır denildiği zaman ne olacağı belli. Bugünkü iktidar, seçime kadar görevinin başında kalacak. Sayın Cumhurbaşkanı 2019’a kadar görevinin başında kalacak. Yetkilerinde herhangi bir azalma da olmayacak. Vadettikleri şeyleri yapmalarının önünde hiçbir engel yok. Mecliste de yeterli çoğunlukları var. Bürokrasinin hemen hemen tamamını da kendileri atadılar. İktidarın önünde, ellerindeki güç ve yetkiyle milletin sorunlarını çözmesi için hiçbir engel yok. Milletin egemenliğine sahip çıkarak, iktidarın daha önceki seçimlerde vadettiği şeyleri istemesinin tam zamanı.

İktidar sürekli bahane üretiyor…

Anayasanın bugünkü haliyle iktidara verdiği yetki ve güç, ülkeyi iyi yönetmesi için gerekli tüm yetkiyi veriyor. Ama iktidar, hâlâ daha fazla daha fazla istiyor. Oysa ülkemizin yaşadığı sorunlar, bugüne kadar, parlamenter demokrasi sayesinde çözülebildi. Mevcut iktidar da iyi yaptığını iddia ettiği şeyleri, bu anayasayla ve parlamenter demokrasi içinde yaptı. Sayın Cumhurbaşkanı da 15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece “Bu millet parlamenter demokrasiye inanmış bir millettir.” dedi ve bu inanmışlığın bir gereği olarak da halkı darbecilere karşı direnmeye davet etti. Bir tarafta sokağa çıkan halkımız, diğer tarafta ordu içindeki demokrasiye inanmış subaylarımız, emniyet güçlerimiz ve sabaha kadar bombalar altında çalışan T.B.M.M. ve parlamenterimiz, hep birlikte bir bütün olarak Türk Milleti, bu hain darbe girişimine karşı durduk. Ancak cevaplanamayan ve anlatılamayan, “parlamenter demokrasiye inanmış bu milletin önüne neden bu parlamenter demokrasiyi yok eden, tek adam anayasasının getirildiği”dir. Bu teklifi hazırlayanlar, 15 Temmuz gecesi darbenin önlenmesini sağlayan parlamenter demokrasiye ve T.B.M.M.’ye vefasızlık yapıyor. Parlamenter demokrasiden tamamen vaz geçilip, T.B.M.M. etkisizleştiriliyor, yetkisizleştiriliyor. Bu konu önemli bir konudur ve sloganlarla, 25 yıl önce, 50 yıl önce yaşanan bir takım olaylarla açıklanamaz. İktidarın “neden tek adam rejimine geçmek istediğini” açıklayamadığını, halkımızın da yapılan açıklamaları bir bahane olarak değerlendirdiğini ve ikna olmadığını görüyoruz.

Tek adam rejimleri tarihte kaldı…

Bu anayasa değişikliği ile getirilmek istenen tek adam rejimidir. Bu teklifin sahipleri zaman zaman bunun böyle olmadığını iddia etseler de özellikle Sayın Cumhurbaşkanının ve Sayın Başbakanın sözleri, tek adam rejimi getirildiğinin göstergesidir. Biz zaten getirilen teklifte tek adam rejimini görüyor ve söylüyorduk. Sayın Cumhurbaşkanı da Adıyaman’daki toplu açılış töreni mitinginde “tüm güçleri tek elde topluyoruz”, Sayın Başbakan da Kahramankazan’daki miting konuşmasında “Tek adam diyorlar ! Elbette tek olacak… Başka ne olacak !” diyerek tek adam iddialarını doğrulamışlardır. Şimdi bu sözlerden dönme gayret edilse de halkoyuna sunulan anayasa değişiklik teklifinin de ortaya koyduğu gerçek, tek adam rejiminin getirilmek istendiğidir. Yasamanın, yargının ve yürütmenin tek bir kişiye, hem de partili olan, tarafsız olmayan bir kişiye bağlandığı sistemlerin tamamı, tek adam rejimleridir. Üstelik tüm tek adam rejimlerinde olduğu gibi, bu teklifte de denetim ve hesap sorulabilirlik yok. Meclis, dostlar alışverişte görsün meclisi haline getiriliyor. “Bir meclisiniz bile yok” demesinler diye varlığını koruyor. Ama kanun yapma tekelini kaybediyor. Cumhurbaşkanına kararname çıkarma yetkisi verilerek, üstelik OHAL dönemlerinde hiçbir sınırlamanın olmayacağı şekilde, yasama faaliyetinin merkezi değiştiriliyor. Cumhurbaşkanının ağzından çıkan sözün kanun sayılabilmesi için Kurtuluş Savaşımızı zaferle sonuçlandıran Gazi Meclis’imizin itibarı yerle yeksan ediliyor. Yürütmeyi denetleme yetkisi ise, zor koşullara bağlanarak neredeyse tamamen kaldırılıyor. Erken seçim kararı alma yetkisi de milletvekili seçimleri ile cumhurbaşkanlığı seçimlerinin birlikte yapılacağı kuralı ile anlamsızlaştırılıyor. Bu da meclisin iradesi karşısında, bir baskı unsuru olarak iradesini kullanmasını zorlaştıracak bir başka bariyer / engeldir. Bunların hiç birisi yetmiyor, bir de Cumhurbaşkanına meclisi feshetme yetkisi veriliyor. Zaman zaman tek adam uyarılarına karşı çıkan Sayın Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan, eğer tek adam rejiminin ülkeye zararlı bir rejim olduğunu düşündükleri için böyle bir şeyin olmayacağını söylüyorlarsa, üzülerek söylüyorum ki danışmanları ve çevrelerindeki kişiler onları ciddi şekilde yanıltıyorlar. Tekrar yanılmamaları ve ülkenin dönüşü olmayan bir yola sürüklenmemesi için anayasa değişikliği hakkında, danışmanlarından değil tarafsız hukukçulardan görüş almalarında fayda olacaktır. 
 
Eyaletin anahtarı başkana veriliyor…

Anayasa değişikliğinin 16. maddesine gizlenen ve anayasanın 123. maddesinin 3. fıkrasını değiştiren hüküm, anayasanın 126. maddesinin yine 3. fıkrası ile birlikte değerlendirildiğinde; eyalet ve özerk yönetimlere geçişin cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile de mümkün olabileceği ciddi hukukçular tarafından ileri sürülüyor. Bugün bunu yapmak kanunla veya kanunun verdiği yetkiye dayanarak mümkünken, yapılan düzenleme ile cumhurbaşkanına tek başına kararname ile eyalet ve özerkliğe geçişin anahtarı veriliyor. “Neden böyle bir değişikliğe ve yetkiye gerek duyulduğu” sorusuna ise hiç kimse tarafından tatmin edici bir cevap verilmiyor. Bizim de cevabını bir türlü bulamadığımız soru şu: “Cumhurbaşkanına neden tek başına çıkaracağı bir kararname ile üniter yapıyı bozacak, eyalet ve özerk yönetimlerin önünü açacak bir yetkinin verilmesi gereği duyuldu?” Hâlâ cevabını bulamadığımız bu soru karşısında, milletimizi düşünmeye davet ediyoruz.dedi.
 

Etiketler :

HABERE YORUM KAT

Karaman Habercisi olarak Karaman, Konya, Aksaray, Niğde gibi bölge illerinden haberler yayınlıyoruz. UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Karaman Haber | Konya Haber| Aksaray Haber| Niğde Haber